Candostum #izle

*dikkat bu yazı spoiler içerir

Hayatımın en keyifli filmlerinden birini izleme şansım oldu. 2011 yapımı, Oliver Nakache ve Erc Toledano yönetmenliğindeki Can Dostum.

fragman , dans ve daha fazlası burada.

Karısını kaybeden, felç olan bir adamın (Philippe) trajik hikayesi ve bu trajik hayata renk katmaya çalışan hasta bakıcı, asi çocuk (Driss)

Öncelikle gülmek hatta tebessüm etmek bir insana ancak bu kadar yakışabilir. François Cluzet Zor bi karekteri çok güzel, içten oynamış. Aynı şekilde Omar Sy sanırım ilk kez izlediğim bir oyuncu ancak bayıldım. Özetle bir tarafta parası olan hatta özel uçağı dahi olacak kadar zengin, entellektüel bir adam var ancak felçli ki buna rağmen hayata sımsıkı sarılı. Diğer yandan işssizlik parasıyla geçinen, iş erbabı olmayan, seçmediği bir aile ortamında yaşamaya çalışan, hatta kovulan bir Senagelli. 

Ve ikisinin kesişen muazzam hikayesi

Film boyunca güldüm, tebessüm ettim. Acı ama gerçek ne varsa ironik olarak ele alınmış. İyi izledim

Rogue One

rogueone1
Rogue One: A Star Wars Story

2016 Yılı büyük hayal kırıklıklarıyla geçti. Yılın en çok beklenen filmleri nedense hep arzu ettiğimizin bir seviye altında kaldı. Yıl sonu maratonunun son düzlüğüne girilirken Disney (Lucas Arts) inanılmaz bir çıkışla zirveyi ele geçiriyor. Zirvenin sahibi Rogue One!

Rogue One gösterime girdiğinden bu yana hakkında bir sürü şey yazıldı çizildi. Kendisi hakkında hiç spoyler yemeden filmi izlemeye odaklanmış olduğum için sadece spoyler içermeyen inceleme yazıları ve videolarını takip ettim. Eleştiri ve videolardaki olumlu görüşler, ilk başta eğlencelik bir “spin off” olarak fazla bir beklentiye girmeden izlemeyi düşündüğüm bu film hakkındaki heyecanımı bir hayli arttırdı.

Bu kez kayan yazılar görmediğimiz bir açılış ekranı sonrasında başarılı oyuncu Mads Mikkelsen ekranlara arz-ı endam etmesiyle film başlamış oldu. Her ne kadar film ilk yarısı itibariyle tempo açısından sekteye uğrasa da, Güç Uyanıyor filminin aksine ilginç mekanları ve karakterleri ile Yıldız Savaşları evreni hakkında arayıp da bulamadığımız farklı tarları bize hissettirmeyi başardı.

Filmin olumlu yönleri bir hayli fazla. Bu yüzden bir yerden başlamamız gerekiyor. Önce oyuncular ve kurgusal karakterlerden başlayalım.

Filmin başrollerini Felicity Jones (Jyn Erso) ve Diego Luna (Kaptan Cassian Andor) paylaşıyor. Bu ikisi tahmin edeceğiniz gibi bizim direnişçilerimiz. Bu konuda motivasyonları ve ahlak anlayışları birbirlerinden tamamıyla farklı. Aralarında filmin ilk yarısı itibariyle dostluktan ziyade zorunlu bir ittifak durumu söz konusu.

Bu filmde Felicity Jones oldukça iyi bir iş çıkarmış. Jyn Erso empati kurabildiğimiz bir karakter. Diego Luna’nın işi biraz daha zor. Ben açıkçası bu karaktere tam olarak ısınamadım. Yine de filmin sonlarına doğru yaptığı hareketlerle sempatimi kazanmayı başardı.

Bu filmin en güzel yanlarından biri de takım çalışmasına diğerlerinden daha fazla odaklanması. Film vadettiği yıldız savaşlarını bize her anlamda sunuyor. Baskınlar, pusular, kitlesel imhalar, umutsuz görevler her şey. Star Wars spin offları tahminimizden daha güzel olabilir. Mesela bu evrende geçen bir casusluk öyküsü ele alınabilir.

Filmde açık ara en beğendiğim iki karakter vardı. Birisi Ipman filminden hatırladığımız Donnie Yen (Chirrut Imve) diğeri de tamamı bilgisayarla yapılmış bir karakter olan K-2SO (Seslendiren Alan Tudyk). Bu ikisinin çok daha fazla süre almasını isterdim.

Donnie Yen’in karakteri filmde Jedi kavramına en yakın olanıydı. Güçe olan imanını günde 1000 defa tespih çekerek “güç benim içimde, ben gücün içindeyim” şekline yaşayan hafif çatlak yarı bilge keşişimiz.

Bir diğeri de K-2SO, kısaca “Key”. Onu da şöyle tarif edebilirim: C-3PO kadar geveze olup, R2-D2 kadar işe yarayan bir robot düşünün. Harika değil mi? Bence de öyle.

Filmdeki tüm karakterlerden ve oyunculuklardan bahsetmeyeceğim. Son olarak İmparatorluk cephesine değinip bu bahsi kapatmayı düşünüyorum. Hırslı İmparatorluk subayı Başkan Krennic rolünde Ben Mendelsohn müthiş bir iş çıkarmış. Bana Jeremy Irons’ın gençlik yıllarını hatırlattı.

Vali Tarkin benim çok sevdiğim kötü karakterlerdendir. Bu filmde onu görmek de çok hoşuma gitti. Ne var ki CGI teknolojisi henüz o kadar ilerlememiş. Hatta bu işi L.A Noir gibi oyunlarda daha iyi yapıyorlar diyebilirim. Böyle durumlarda tabiri caizse bizim gazımızı almak için bir sahne gösterip geçebilirlerdi. Ama ekranda bu kadar çok gözüktüğü için maalesef kusurları da gözümüze çarpıyor.

Gazımızı almak demişken. Darth Vader’ın sahneleri sırf bu amaç için filme eklenmiş gibiydi. Şikayetçi miyim? Hayır. Gazımızı aldı mı? Evet.

Filmin kurgusu, senaryosu, sinematografisi ve görsel efektleri şahaneydi. Aksiyon sahneleri ise nefes kesiciydi. Gareth Edwards bu konuda Abrasm’tan daha iyi iş çıkarmış.

Aynı şeyleri müzikleri için söyleyemeyeceğim. Filmin müzikleri  Star Wars serisinin atmosferine son derece uyumsuzdu. Kabul ediyorum herkes John Williams gibi deha olamaz, ama ne bileyim bir Hans Zimmer bir Alan Silverstri de bu filme oldukça başarılı bir katkı sağlayabilirlerdi. Bunun yerine Lost’un ve Star Trek’in müziklerini yapan  Michael Giacchino’yu hem de filmin gösterime girmesine oldukça kısa bir süre kala görevlendirmişler.

Yazımın başında zaten sonucu söyledim. Benim nazarımda 2016 yılında zirvenin sahibi Rogue One. Star Wars fanıysanız zaten izlemişsinizdir. Şayet Star Wars evrenine aşina değilseniz korkarım filmi izlerken benim kadar keyif alamayacaksınız.

Efendim? Yoksa hiç Star Wars filmi izlemediniz mi? Olabilir herkes sevmek zorunda değil. Sizi de anlıyorum, özellikle bu zamanlarda oldukça fazla bir bombardımana tabi kalıyorsunuz. Bim, A101, Şok Marketlerinde bile Star Wars ürünleri satılıyor Allah aşkına!

Ama popüler olan her şeye karşı olan, sırf bu yüzden beğenisi tepkisellikten ileri gidemeyen insanlardansanız, size bir hayat tavsiyesi vereceğim: Hiçbir kararınızı tepkisel olarak vermeyin!

Fantastik Canavarlar ve Onları Nasıl Bulursunuz

fantasticbeasts

Fantastik Canavarlar ve Onları Nasıl Bulursunuz, Harry Potter evreninde, 1920’lerin Amerikasında geçen yeni bir serinin ilk filmi.

Bu filmi gecenin sabahı beklemesi gibi bekledim. Filmin sonundan da memnun ayrıldım. Ama o ilk yarı neydi öyle Allah aşkına?

Mizah yönünü Mr. Bean’in sakarlıklarından alan bir anlayış. Filmdeki bir çok  olayın gerçekleşmesinin sebebi şu: Çünkü o bavulun kilidi bozuk! Bavul bozuk olduğu için yaratıklar kaçıyor ve o lanet olasıca yaramaz, para çalan yaratığı yakalayamıyor bizim kahramanımız. Hatta tanık bırakarak kendini/büyücülüğünü açığa çıkartıyor. Hem de hiç olmaması gereken bir zamanda.

Filmin ilk yarısında kahramanların amaçları, motivasyonlarını anlıyamıyorsunuz.
Filmin adı “Fantastik Canavarlar ve onları nasıl elinizden kaçırırsınız” olmalı. Yok Harry Potter’a gönderme yapıyormuş, yok Hogwarts’tan bahsediyormuş. Geçiniz efendim, geçiniz. Filmler kendilerini böyle şeylere dayandırmamalı.

Ama ikincinci yarıda nihayet film sarmaya başlıyor. Çünkü -evet- bu evren birçok olasılığı da beraberinde getiriren Harry Potter evreni! Baskı altına alınan büyücülerin sonunun da nasıl olduğunu öğreniyoruz. Dark Side!

Oyuncular, karakterler sempatik. Colin Farrel çok iyi iş çıkarmış. Görsel efektler, müzikler, atmosfer de muazzam.

Sonuç olarak beklentimin karşılığını vermeyen “aslında” güzel bir film. Sorun benim beklentimde mi, yoksa filmde mi bilemedim.

İyi seyirler.

Doctor Strange (2016)

* Editör tarafından kaleme alınmıştır.

Robert Downey Jr. dışında Marvel’a yeni bir kibirli, yetenekli, küstah jön; yeni bir Scherlock gerekiyordu ve buldular.

Imitation Game, Star Trek Into Darkness, Scerlock ve daha bir çok yapımda yıldızı parlayan Benedict Cumberbatch’in başrolünde olduğu senenin en iyi görsel şöleni olan Dr. Strange oldukça ilgi çekici ve sıcak bir film. Filmi Marvel’ın en sıkıcı olmayan origin hikayesi, Harry Potter’ın olgun versiyonu olarak tanımlayabiliriz.

Film alışılagelmiş Marvel yapımlarına nazaran daha karanlık bir tonda başlıyor. İlk okarak çaresizlik hissini izleyiciye tattırıp, ardından açılan yeni kapılarla umudu taze tutuyorlar. Dr. Strange origininde biraz daha soğuk, sıkıcı bir tipken, tıpkı Demir Adam – Iron Man’de olduğu gibi kibirli ve ukala ama bir o kadar da cool/ sempatik bir tiplemeyle karşımıza çıkıyor.

Benedict Cumberbatch’e bu tipleme çok yakışmış. Tabi ki altından kalkıyor. Doğrusu fazlasıyla karizmatik bir anti-heromuz var. Ama ilerde Marvel’in amiral gemisi rolünü üstlenebilir mi, gereceğiz.
Filmin görselleri muhteşem. Farklı boyutların tasvirleri şapka çıkartıyor. Ama film kendini yalnızca görselliğe dayamıyor.

İşin içine büyü gibi anlaşılması zor bir olgu girince, hem olayları açıklamak, hem de dövüş sahnelerini kurgulamak oldukça güçleşir. Yönetmen ve senaristler bu işin altından kalkmayı başarabilmişler.

Tilda Swinton kahramanımıza yeni ufuklar açan “mentor” rolünde. Spoiler olmayacak aslında, filmlerde mentorların başına ne gelir biliyorsunuz. 

Kötü adamımız ise kötülük gömleği üzerine çok yakışan aktörümüz Mads Mikkelsen. Yeterince kötü olmuş mu? Tabi ki hayır. Tanrı aşkına bu bir Marvel filmi. Asıl kötümüz ise bir çizgi film karakteri. Evet şaka yapmıyorum. İzleyenler bilir / izleyince bileceksiniz / izleyince / izleyin.

Bu kadar.

BatmanvSuperman #izle

Dikkat: bu yazı spoiler içerir

Evet günlerdir, haftalardır, aylardır ve hatta yıllardır beklenen film sonunda vizyona girdi. Batman v Superman Dawn Of Justice

Rekorları kırması bir yana insanlığa umut aşılaması açısından da önemli bir başarıya imza atmış film.

image

Okumaya devam et “BatmanvSuperman #izle”

İftarlık Gazoz #izle

Hüzünlü bir film. Cem yılmaz var diye hep güleceğinizi sanıyorsanız fena aldanırsınız.

Ege yöresine özel dil, mütavazi topraklar, bol bol doğallık ve sıcacık ilişkiler lafı hiç uzatmadan direk söyleyeyim iftarlık gazoz hiç tereddütsüz babam ve oğluma

benziyor hem de çok benziyor. Ama kesinlikle gidilmeli, izlenmeli.

Türk sinemasının en iyi 10 filmi arasına giremez belki ama ilk 20’de bence yer bulur.

Son dakikalar beni darmadağın etti, salonda ağlamayan yoktur herhalde.

Unutmadan filmin pedagojik saptamaları da yok değil hani! Klişeleşmiş kurallara ve davranışlara bir başkaldırıda diyebiliriz film için

 

 

Laf-ı güzaf #iyilik

Katıksız yardım etmek mümkün müdür bilmem ama en azından gayret etmek bile insanın kendi mutluluğu için önemli. Allah razı olsun cümlesini duymak içinde yardım etmeli / edebilmeli insan.

Bir meslek, bir dil, bir tecrübe, bir anı.. bir insana yardım etmek çok keyifli, en az bu film kadar keyifli İyilik yap iyilik bul

İşe alınmalarına onay verdiğim kişiler oluyor, onların ve onların sevdiklerinin mutluluklarına katkı sağlamak çok güzel.

Şeker portakalı romanında Zeze kardeşi ile beraber oyuncak dağıtan kamyona ulaşmak için saatlerce yürümüştü, yetişememişlerdi ama oyuncak dağıtan yardımsevere dikkat çekmek açısından önemli bir detay.

Mesala ramazan ayında olabildiğince çok kişiye iftar verebilmek,

Okumak isteyen ama  okuyamayanlara destek olmak

Hayallerimden bazıları

The Revenant #izle

Di Caprio’nun niye Oscar alamadığından çok onun benim gözümde iyi bir oyuncu olduğu

ile ilgileniyorum daha çok.

Harika filmlerde oynadı bence ve en çok sevdiğim oyunculardan birisi olduğunu açıklıkla

ifade edeyim. Bir şekilde kabulüm olan oyunculardan birisi.

Son filmi the revenant yani diriliş baştan sona acıklı bir öykü. Detaylara girmeyeceğim.

Ancak filmin sonunda aslında film boyunca size iletilen mesaj tam olarak şu……………….

“nefes aldığın sürece mücadeleye devam edeceksin”

Di Caprio oscar’ı alır mı bilmem ama bu filmde gayet keyifli oynamış.

Bir ayı ile mücadele eden birisinin kısa bir sürede ayaklanması ya da ölmemesini çok

garipsesemde film izlemeye değer.

İyi seyirler