Orhan Pamuk / Kar

*Almanya’da on iki yıl boyunca hissetmediği türden bu huzuru Ka kendinden güçsüz birisini anlayıp ona şefkat duymaktan hoşlandığı zamanlardan hatırlıyordu

*ipek bir an o kadar içten gözüktü ki Ka tabii olamamaktan korktu. Kötü siirler yazmaktan sonra ka’nin hayattaki en büyük korkusu buydu
*Canının istedigi her şeyi ölümün çok uzak olduğunu bilen çocuklar gibi huzurla okurdu
*Yani en kötüsü olmuş, hayatta yenilgiyi kabul edip dünyanın acımasız haksızlığina alismislardi

*insanlara guvenmezsen hayatta hiçbir şey yapamazsın
*İyi bir arkadaşlık için sirdaslik en iyi başlangıçtır

*oysa onlar, şu zavallı Kars şehrinde gördüğümüz gibi fazlasıyla kalabalıktılar ve tek sevdikleri şey de hayatlarını borçlu oldukları ve utandiklari bir aşkla sevdikleri karilarina eziyet etmekti

*insan bazan hiç tanımadığı ve bir daha hiç gormeyecegine emin olduğu birisine bütün hikayesini anlatmak ister ya, her şeyi…eskiden Avrupa romanlarıni okurken kahramanlar yazara hikayelerini sanki böyle anlatmışlar gibi gelirdi bana.avrupa’da üç beş kişi benim hikayemi böyle okusun isterdim

*Ka hayatın, aşık olup mutlu olmanın dışında, birbirleriyle ilişkisiz, anlamsız sıradan bir olaylar dizisi olduğunu şimdi çok iyi anlıyordu

*bütün hayatım yoğun bir kayıp ve eksiklik duygusuyla yaralı bir hayvan gibi acı çekerek geçti.

*insan mutluyken mutlu olduğunu bilmez

*ka’nin aklından ipek’i odasına çağırmak geçti.ama reddedilip mutluluğuna gölge düşürmemek için ipek’e bir ima bile yapmadan odasına çıktı

*ben çok mutluyum şimdi.kahraman olmak istemiyorum hiç.kahramanlik düşü,mutsuzlarin tesellisidir.zaten bizim gibiler kahramanlık yapıyorum diye ya birilerini öldürür ya da kendilerini

*hayat ilkeler için değil, mutlu olmak için yaşanır

*mutlu olmakla yetinen mutlu olamaz, bil bunu
*Neden acı çektiğini aşağı yukarı çıkarıyordu da, acının neden bu kadar yıkıcı ve şiddetli olduğunu anlayamiyordu

*sanıldığının aksine, insan isterse aşktan uzak durabilir

*tabii ki bütün intiharlarda asıl neden gururdur.en azından kadınlar bunun için intihar eder

*insan bir başkasının sesini ne kadar duyabilir içinde?

*bana göre romanlar, insanlar hakkında ahlaki yargılar vermek için değil, onları anlamak için yazılır

Uçuşunuzu Kaçırmanın Püf Noktaları!

İlginç bir yazı olacak farkındayım ama kendimi ti’ye almam gerekiyor. Özellikle çok sık seyahat etmediğiniz bir şehir ise havalimanına taksi ile gitmeyecekseniz, olabildiğince geç uyanın ve kendinize şunu söyleyin ” ne olacak ya gelmediğimiz şehir mi elbet buluruz havalimanını”. Havalimanına nasıl gideceksiniz hangi hattı kullacaksınız bunlara hiç ama hiç dikkat etmeyin. Okumaya devam et “Uçuşunuzu Kaçırmanın Püf Noktaları!”

Deliliğe Övgü / Desiderius Erasmus

*Rica ederim bana söyleyiniz, insan kendinden nefret ederse, birini sevebilir mi? Kendi kalbi ile barışık olmazsa başkalarıyla iyi gecinebilir mi?

*Filozoflar hükümdar, yahut hükümdarlar filozof olsalardı, devletler ne bahtiyar olurlardı
*Deli, kendi yararına olarak bilge olmayi öğrenir
*Oysa delilik bizi bu iki şeyden mükemmel surette kurtarır. Utanma ve korkudan kesin olarak vazgeçmiş olanların kendilerine ne kadar çok fayda sağladıklarını hisseden pek az kimse vardır
*Yersiz bir bilgeliğe sahip olmak ne kadar delilikse, muzır bir bilgelik sahibi olmak da o derece ihtiyatsizliktir
*Herkes sana ıslık çalıyor; sen kendini alkisladiktan sonra sana ne! İşte insanın kendini alkislamasina sebep, yalnız deliliktir

Hayatın Bilgeliği / Arthur Schopenhauer

*Bu dunyayi, tıpkı ilk geldiğimizde onu bulduğumuz gibi aptal ve kötü bir biçimde terk edeceğiz. Voltaire
*Çünkü insanın en çeşitli ve en kalıcı zevkleri mental zevkleridir
*Yani insan kendisinde olanın dışında, kendisine sahip olmadığı ölçüde bir güç hiçbir zaman bicmemelidir
*Oysa gerçekte insanın ne olduğu, neye sahip olduğundan çok daha önemlidir
*İnsanları huzursuz eden olaylar değildir, olaylar hakkındaki görüşlerdir

Varolmanın Dayanılmaz Ağırlığı / Nikola Tesla

İnsanlığın ilerlemesini engelleyen en büyük direnç, Buda’nın deyişiyle, ” Dünyanın en büyük kötülüğü” cehalettir. Cehaletten kaynaklanan bu direnç ancak bilginin aktarılması ve insanlığın heterojen unsurlarının birleştirilmesiyle mümkün olacaktır. Bu amaç uğruna hiçbir emek boşa harcanmış olmaz.

Bir Ömür Nasıl Yaşanır? / İlber Ortaylı

*Herkes kendi talihinin mimarıdır; “faber est suae quisque fortunae.” Bu yapı ve uyumu hayatınızın canlı renklerinde ve faydalı yaşamaya çalıştığınız için bunun neticesinin yarattığı olgunluğu yüz hatlarınızda taşır ve etrafa verirsiniz

*Ne demişler; “Eğer gençler bilse, ihtiyarlar yapabilse.”

*Aydın olmak için şu üç şey muhakkak gerekir. Yabancı dil, hukuk bilgisi, mukayese becerisi.

Çakıcı’nın İlk Kurşunu / Sabahattin Ali

*Çünkü dünya… alay etmekten başka bir şeye yaramaz…

*Fakat dünya insan olmayan insanlarla doludur ve onun korkmakta belki de hakkı vardı

*Ben hayatta herkese karşı lakaydımdır… Bu bende sevmek hissinin mefkudiyetinden değil çok fazla oluşundandır. Ben sevdiklerimi köpek gibi severim yavrum… Zelilane severim

Delifişek / Jose Mauro De Vasconcelos

*Elimi tutarken uyuyakalıyor, parmaklarının aralanmasıyla elim kayıp düşüyordu. Garip bir bencillikle keşke hep hasta olsa, diyordum

*Gün ışığı karanlığın korkularını uzaklaştırıyordu hep.

*Babamın sözü kulaklarımda çınlıyordu: “Natal küçük bir kent. Sana daha büyük bir dünya gerek.” Doğru değil miydi

Babamın Bavulu / Orhan Pamuk

*Kendi hikayemizden başkalarının hikayeleri gibi ve başkalarının hikayelerinden kendi hikayemizmiş gibi bahsedilme hüneridir edebiyat. Bunu yapabilmek için yola başkalarının hikayelerinden ve kitaplarından çıkarız.

*Yazmak, okumak sanki dünyadan çıkıp ötekinin başkalığı, tuhaflığı ve harika halleriyle teselli bulmaktı. Babamın da bazan, tıpkı benim sonraları yaptığım gibi, kendi yaşadığı hayattan Batı’ya kaçmak için roman okuduğunu hissederdim