Goethe / Genç werther’in acıları

*gerçi anlaşılmamak bizlerin kaderinde var
*Çoğu insan, yaşamın bir hayalden ibaret olduğunu düşünmüştür
*Huysuzluk, aynı tembellik gibidir. Bize doğal gelir ancak, çabalamak için kendinizde bir güç bulursak, o zaman başarılı olur ve bundan zevk de alırız

*cevremizdekilerin neşesini paylaşıp, onlara neşe katmayacaksak, onlardan uzak durmalıyız.

*bana gülme Wilhelm. Mutluluk bir kandirmaca mı dersin?

*hem ne fark eder? Ha bezeleye ayiklamisim ha mercimek saymisim. Dünya tüm bu saçmalıklarla dönüp duruyor ve insanlar sırf başkalarının fikirlerine olan saygılarından, kendi dileklerini ve isteklerini düşünmeden, paranın, onurun ve diğer gösterislerin peşinden koşuyorlar. Bu tam bir ahmaklık
*Duygularım hep olcusuzluk sınırında oldu ve bunu itiraf etmekten cekinmiyorum çünkü kendi deneyimlerimden öğrendiğim kadarıyla, büyük ve etkileyici işler yapan tüm önemli adamlar, toplum tarafından sarhoş ya da deli olarak yaftalanmistir.

*tarzı ve yazıları gayet iyi fakat diğer zeki insanlar gibi, o da öğrenmeye açık değil

*çok şeye sahibim ama ona olan sevgim her şeyi silip atıyor. Çok fazla şeyim var ama onsuz hiçbir şeyim yokmuş gibi
*Dünya her yerde ayni; bir emek ve acı, zevk ve ödül sahnesi ama tüm bunların ne yararı var?

*mutlu etmem gereken insanları üzmek benim hep kaderim oldu
*Ama ölümüyle, sevdiklerinin mutluluklarını arttırmak çok az kişiye nasip olmuştur

Charles Duhigg / Alışkanlıkların Gücü

*bütün hayatımız, bir yığın alışkanlıktan başka bir şey değildir
*Alışkanlıkların nasil işlediğini anlatsak, onları değiştirebiliriz
*Alışkanlıkları doğru olusturabilirsen yapamayacağım şey yoktur
*Bariz bir işaret bul ve ödülü net bir şekilde tanımla

*alışkanlıkları arzular doğurur
*Aliskanliklar üç aşamalı bir dongudur: işaret, rutin ve ödül
*Kötü bir alışkanlığı yok edemezsiniz, sadece değiştirebilirsiniz
*Gülunc derecede basit görünüyor ama alışkanlığınızı nasıl işlediğinin farkına vardiginiz, işaretleri ve ödülleri tanıdığınız an, değişime giden yolu yarilamis sayılırsınız
*İnsanlar değişmenin mümkün olduğu gruplara katıldıklarında, söz konusu değişimin oluşma potansiyeline inanmaya başlarlar.

*bireylerin alışkanlıkları vardır, gruplarınsa rutinleri
*Bir öğrenme fırsatını paylaşmamak büyük günahtır

*bir kriz aslında o kadar kıymetlidir ki, bazen onun korelip sönmesine izin vermektense, ufukta bir felaketin belirdiği duygusu uyandırmak denenmeye değer bir yoldur
*İşlevsiz alışkanlıkları olan bir şirket sırf bir lider öyle emretti diye çarpıcı bir düzelme gösteremez. Akıllı yöneticiler bunu beklemek yerine kriz anlarını kollayarak (ya da kriz algısı yaratarak) bir şeylerin değişmek zorunda olduğu duygusunu geliştirirler ve sonunda herkes, birlikte yaşamaya alıştığı günlük paternleri revize etmeye hazır hale gelir
*İnsanları korkutarak isa’ yi örnek almalarını sağlamaya kalkarsan, bu yöntem uzun süre işe yaramaz. İnsanları spritüel olgunlaşma yolunda sorumluluk almalarını sağlamanın tek yolu, onlara inanç alışkanlıkları öğretmektir. İşte bu olduğu an, insanlar kendi kendilerini besler hale gelirler. İsa’yi, sen onları ona yonlendirdigin için değil, ellerinden başka türlüsü gelmediği için takip ederler.

*hepimiz birer avuç alışkanlıktan ibaretiz…

*bir fikrin büyüyerek belli bir cemiyetin ötesine geçmesi için kendi kendini ilerletebiliyor olması gerekir. Ve bunu başarmanın en garantili yolu da, insanlara yollarını kendi baslarina bulmalarina yardımcı olacak yeni alışkanlıklar kazandirmaktir.

*nasıl çalıştığını anladığımız takdirde her alışkanlığı değiştirebiliriz

*ama bir alışkanlığın nasıl çalıştığını anladığıniz an (işaret, rutin ve ödülü teşhis ettiğiniz an) onu kontrolunuz altına alabilirsiniz

*

Cicero / Yaşlı Cato veya Yaşlılık üzerine

*iyi ve mutlu yaşama kabiliyeti bulunmayan insanlara her çağ ağır gelir
*Şurası acik ki, ihtiyatsizlik yeniyetmelere, sağduyu ise yaşını başını almış olanlara özgüdür
*Yaşlılıkta ki en acı şeyin şu oldugunu düşünüyorum : insanın o yaşta başkasına rahatsızlık verdiğini düşünmesi

*kuşkusuz insanın çalışma ve eğitimden beslenmesi söz konusuysa, vaktin bol olduğu yaşlılıktan daha hoş bir dönem yoktur

*nasıl elmalar hamken çekilip kopartilir ve tam olgunlaşınca düşerse, aynı şekilde gençlerin yaşamını güç, yaşlıların yaşamını ise olgunluk alır götürür; bu olgunluk bana öyle tatlı geliyor ki, bizzat ölüme yaklaşırken, uzun bir deniz yolculuğunun ardından karayı görmüş ve nihayet limana varacakmisim gibi hissediyorum. Yaşlılığın sonu belirsizdir, yaşlılıkta sorumluluk görevini yerine getirip onu gozetleyebilirsen ve her şeye rağmen ölümü kucumseyebilirsen doğru yaşamış olursun. Bu yüzden yaşlılıkta gençliğe göre daha yürekli ve cesur olunur.

*en bilge olan vakur bir ruhla, en aptal olan ise hoşnutsuz bir ruhla ölür