Dostoyevski / Öteki

*uzun süredir unutmuş olduğu bir düşünce -uzun süre önce yaşamış olduğu bir olayın hatirasi- aklına gelmiş, çekiç gibi kafasına vuruyor, canını sıkıyor ve bu düşünceyi kafasından atamiyordu

*gerçi affetmek ve yapılan hataları unutmak erdemlerin en büyüğüdür

Albert Camus / Mutlu ölüm

*bir romanın değeri, doğru gözlem ile, gerçeğin dussellikce düzeltilmiş ya da derinlestirilmis biçiminin birleştiği gerilime bağlıdır

*havanın bu ışıl isilligi, göğün bu verimliliği altında, insanların tek ödevi, yaşamak ve mutlu olmak gibi görünüyordu

*şimdi yine zamanım olsaydı…kendimi oluruna bırakmaktan başka birşey yapmazdım. Bu durumda başıma gelen herşey, bir cakiltasi üzerindeki yağmur gibi bir şey olurdu. Yağmur, taşı serinletir, ne güzel. Bir başka günde güneşten yanar taş. Mutluluğu tam olarak böyle bir şey gibi düşündüm

*mutluluk da uzun bir sabırdir zaten

*Yaşamak için zaman gerekir. Her sanat yapıtı gibi yaşam da üzerinde düşünmeyi gerektirir

*yaşamını bir arpa şekeri gibi yalamak, biçimlendirmek ve sonunda onu sevmek. Bütün tutkusu buydu

*kendisinde, yalnızca çocuklarda, dahilerde ve masumlarda bulunan o unutma yetisinin olduğunu anladı

*ve yıldızdan yıldıza giden bu sabırlı gerçeklikte, bizi kendimizden ve başkalarından kurtaran bir ozgurluk vardır; ölümden ölüme giden öteki sabirli gerçeklikte olduğu gibi

*ölme korkusu, insanın içindeki yaşayan şeye olan sınırsız bağlanmayı açıklıyordu

İyi Hissetmek / Dr. David D. Burns

*Biliş, bir düşünce ya da algıdır

*Shakespera” iyi ve kötü diye birşey yoktur, düşünce onu öyle yapar”

*Özetle depresyonu, ona neden olan olumsuz düşünceleri değiştirerek yenebilirsiniz

*Daha nesnel düşünerek, daha iyi hissetmeye başlarsınız

*Basarılara baglı bir özgüven “sahte” bir güvendir, gerçek değildir!

*Öncelikle insan yaşamının, çok fazla sayıda ve çok hızla değişen düşünceler, duygular ve davranışlar ile birlikte, sürekli değişen bir fiziksel bedeni de içeren bir süreç olduğunu düşünmelisiniz. Bu yüzden yaşamınız, evrim geçiren bir deneyimdir, sürekli bir akıştır. Siz bir nesne değilsiniz, bu yüzden herhangi bir etiket kısıtlayıcıdır, fazlasıyla yanlıştır ve genelleyicidir

*İnsanlar sadece düşünmezler, yaparlar. Bu yüzden davranışınızı değiştirerek hissettiklerinizi değiştirebilir olmak size şaşırtıcı gelmesin

*Kendime saygı duyduğum sürece başkalarının fikirleriyle ilgilenmeye ihtiyaç duymam

*Eğer denemek isterseniz, şöyle bir yöntem var: Her gece uyumadan önce 10 dakika, konuşmayı olumlu bir şekilde yaptığınıza ilişkin bir hayal kurun. Kendine güvenli göründüğünüzü, malzemeyi enerjik bir şekilde sunduğunuzu ve dinleyilerden gelen tüm soruları sıcaklıkla ve yeterlilikle yanıtladığınızı hayal edin. Bu basit egzersizin, yaptığınız işlerle ilgili düşüncelerinizin daha olumlu duruma gelmesini sağlayan bir araç olarak size ne kadar fazla yol katettirdiğini gördüğünüzde şaşıracaksınız

*Bu dünyada ancak bir kişi sizi sinirlendirebilir – o kişi de sizsiniz, başkası değil

*Konunun en önemli noktası, yalnızca sizin düşüncelerinizin sizi üzebileceğidir ve daha gerçekçi düşünmeyi öğrendikçe, kendinizi daha az üzgün hissedeceksiniz

*Aslında, haklılık bir algısal yorumlama, bir soyutlama, kendi kendine yaratılan bir kavramdır. Bir hamburger yediğinizde durum nasıl? Bu haksızlık mıdır? Size göre, hayır. Dana açısından bu kesinlikle haksızlıktır (ya da haksızlıktı!) Kim haklı? Gördüğünüz üzere nihai ” doğru” bir yanıt yok