Steve Jobs

9704292384818

 

Steve Jobs / alıntılar..

Terk edilmek. Seçilmek. Özel olmak. Bu kavramlar Jobs’ın benliğinin, kendine bakışının parçası haline geldiler. En yakın arkadaşları, doğduktan sonra terk edilmenin onda yara izleri bıraktığını düşünüyorlar. “Bence yaptığı her şeyde mutlak kontrol sahibi olma arzusu kişiliğinden ve doğduktan sonra terk edilmiş olmasından kaynaklanıyor,” diyor uzun süreli iş arkadaşı Del Yocam. “Ortamını kontrol etmek istiyor ve ürünü kendisinin bir uzantısı olarak görüyor.” Üniversiteden hemen sonra Jobs’la yakınlık kuran Greg Calhoun ise başka bir sebep görüyor. “Steve terk edilmiş olmasından ve bunun yol açtığı acıdan epey bahsetti bana,” diyor. “Bu onu bağımsızlaştırdı. Farklı bir ritme uymaya başladı ve bunun sebebi, doğduğu dünyadan farklı bir dünyada yaşadığını bilmesiydi.”

“Düzgün çalışmayı seviyordu. Görülmeyecek kısımları bile önemsiyordu.”

“Babam bir Ford Falcon’u veya başka bir marka çalışmayan döküntü bir arabayı 50 dolara alıp, üzerinde birkaç hafta çalışıp 250 dolara satıyordu – ve bundan Amerikan Vergi Dairesi’nin haberi olmuyordu; böyle böyle üniversite param birikti”

Jobs meyve ağırlıklı vejetaryen diyetinin sadece mukusu değil, kötü vücut kokularını da önleyeceğine ısrarla inanıyordu ve deodorant kullanmıyor, düzenli yıkanmıyordu.

“Aydınlanma fikrinde odaklanmıştım ve kim olduğumu, evrendeki yerimi anlamaya çalışıyordum.” Kottke, Jobs’ın
arayışının sebeplerinden birinin gerçek anne babasını tanımaması olduğunu söylüyor. “İçinde bir boşluk vardı ve onu doldurmaya çalışıyordu.”

John Lennon da 1970’te aynı ilk çığlık terapisini görmüştü ve o yılın Aralık ayında Plastic Ono Band’le birlikte Mother şarkısını yapmıştı. Bu şarkı Lennon’ın kendisini terk eden babasıyla ve o ergenken öldürülen annesiyle ilgili hislerini anlatıyordu. Nakaratında şu akılda kalıcı kısım vardır: “Anne gitme, baba eve gel…” Holmes, Jobs’ın bu şarkıyı sık sık çaldığını anımsıyor.

Jobs’ın gerçekliği çarpıtma sahası olarak bilinen yönünün aydınlık yüzüydü bu. “Ona güvenirseniz bir şeyler başarabilirsiniz,” dedi Holmes. “Bir şeyin olması gerektiğine karar vermişse, olmasını sağlar.”

“Jobs karmaşık bir insan ve manipülatif olması onu başarılı kılan yönlerinin karanlık yüzü sadece,” diyor.

Keşke farklı davransaydım. O zamanlar kendimi baba olarak göremiyordum, bu yüzden gerçekle yüzleşmek istemedim. Ama onun kızım olduğunu kanıtlayan test sonuçlarına güvenmediğim doğru değil. Ona 18 yaşına kadar bakmayı ve Chrisann’e de biraz para vermeyi kabul ettim. Palo Alto’da bir ev bulup tadilat yaptım ve orada bedavaya oturmalarına izin verdim. Brennan’ın çocuğu gönderdiği muhteşem okulların parasını ödedim. Doğru şeyi yapmaya çalıştım. Ama zamanı geri döndürebilsem daha iyisini yapardım.

Para kaygım olmadı hiç. Bir ortadirek ailede yetiştiğimden, aç kalacağımı asla düşünmedim. Atari’de de ortalama bir mühendis olabileceğimi öğrendim, yani bir şekilde geçineceğimi hep biliyordum. Üniversitede ve Hindistan’dayken parasızlık benim seçimimdi ve çalışırken bile gayet sade yaşadım. Oldukça fakirdim ve bu harikaydı, çünkü para konusunda kaygılanmama gerek yoktu; sonra inanılmayacak kadar zengin oldum ve o zaman da para konusunda kaygılanmama gerek yoktu. Apple’daki insanların tonla para kazanınca hayat tarzlarını değiştirmek zorunda olduklarını düşündüklerini gördüm. Kimi Rolls Royce ve evler aldı, evlerine kâhyalar tuttu ve sonra da bu kâhyaları yönetecek müdürler tuttu. Karıları estetik ameliyatlar geçirip tuhaf insanlara dönüştüler. Ben öyle yaşamak istemiyordum. Çılgınlık bu. Kendime bir söz verdim, bu paranın hayatımı mahvetmesine izin vermeyeceğim dedim.

Jobs hayırseverlikleriyle hava atan veya hayırseverliği baştan icat edebileceğini düşünen insanları horgörürdü

Raskin’in eski öğrencisi Bill Atkinson, Jobs’ın tarafını tuttu. İkisi de daha alımlı grafikleri ve fare kullanımını destekleyecek güçlü bir işlemci istiyorlardı. “Steve projeyi Jef’ten almak zorunda kaldı,” diyor Atkinson. “Jef çok sabit fikirli ve inatçıydı, Steve projeyi ondan almakta haklıydı. Böylesi dünya için daha hayırlı oldu.

“Kendini kandırabiliyor,” diyor Bill Atkinson. “İnsanları kandırıp kendi vizyonuna inandırabiliyor, çünkü bu vizyonu bizzat benimseyip içselleştirmiş oluyor.”

Steve’in emrinde çalışmak zordu, çünkü insanları tanrılar ve bok kafalılar olarak ikiye ayırmıştı. Tanrıysanız yüceydiniz ve asla hata yapamazdınız. Tanrılardan saydığı ben ve benim gibi kişiler aslında ölümlü olduğumuzu, kötü mühendislik kararları verdiğimizi ve herkes gibi osurduğumuzu biliyorduk, dolayısıyla Steve’in gözünden düşmekten korkuyorduk hep. Çok çalışan parlak mühendisler olan bok kafalılarsa takdir edilmelerinin ve terfi etmelerinin mümkün olmadığını hissediyorlardı

Hiçbir ayrıntıyı göz ardı etmiyordu. Jobs davetliler listesini, hatta öğle yemeği menüsünü (maden suyu, kruvasan, krem peynir, fasulye filizi) bizzat gözden geçirdi

Öyle mükemmeliyetçiydi ki, eve eşya almakta zorlanıyordu.

Lisa’yla: “Picasso’nun bir sözü vardır: ‘İyi sanatçılar kopyalar, büyük sanatçılar aşırır.’ Biz de parlak fikirleri aşırmaktan utanmadık hiç.”

John Sculley’yle Central Park’ta, 1984: “Hayatının geri kalanını şekerli su satarak mı geçirmek istiyorsun, yoksa dünyayı değiştirme fırsatına sahip olmak mı?”

Jobs’ın yönetim mantrası “odaklan”dı


 

 

Uzak tarafından yayımlandı

ilkin gezginliğe çıkman gerek ancak sonra yurduna dönebilir o zamanda ötekileri anlayabilirsin. Ludwig Wittgenstein

%d blogcu bunu beğendi: